Güncel Bilgiler Forumu

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz

Mesajlar - dokuzharf

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 11
31
Beyin Cerrahisi / Oligodendroglioma
« : 21 Tem 2018 20:49 »
Oligodendrogliom oligodendrosit, beynin destekleyici ya da glial doku oluşturan hücrelerin türlerinden biri geliyor. Onlar düşük-dereceli (grade II) veya yüksek dereceli (grade III veya anaplastik) olabilir.

Yer

frontal ve temporal lob en yaygın yerler olmasına rağmen bu tümörler, her yerde beynin serebral hemisferin içinde bulunabilir.


Açıklama

Oligodendrogliom genellikle yumuşak, grimsi-pembe tümörlerdir. Bunlar genellikle maden yataklarının (denilen kireçlenmeler), kanama alanları ve / veya kistleri içerir. Mikroskop altında, bu tümör hücreleri "kısa kollu" ya da kızarmış yumurta şekline sahip görünmektedir.

Bazen oligodendrogliom, diğer hücre tipleri ile karıştırılır. Bu tümörler bireysel tümör hücrelerinin mikroskopik özellikleri dayanan bir "A D" sistemi kullanılarak sınıflandırılır. sınıf tümör ne kadar hızlı tümör hücreleri çoğaltmak ve ne kadar agresif olduğunu gösterir.

Belirtileri

Onlar teşhis önce dolayı genellikle yavaş büyüme, oligodendrogliom yıllardır sık sık mevcuttur. En sık görülen semptomlar nöbet, baş ağrısı ve kişilik değişiklikleri bulunmaktadır. Diğer belirtiler tümörün yeri ve boyutuna göre değişir.

frontal lob tümörleri kısa süreli bellek ile vücut, kişilik ya da davranış değişiklikleri bir tarafında güçsüzlük ve zorluğa yol açabilir. Temporal lob tümörleri belki nöbet veya dil sorunları daha az belirtiler diğer neden "sessiz" genellikle.



Oran

primer beyin tümörlerinin yaklaşık% 4'ü gliomların yaklaşık% 10-15 temsil oligodendrogliom vardır. Bu tümörlerin sadece% 6'sı bebek ve çocuklarda bulunur. Çoğu oligodendrogliom yetişkin yaş 50-60 ortaya çıkar ve erkeklere daha sık kadınlarda bulunur.


Sebeb olmak

Bir çok Tümör Tipinin gibi oligodendrogliom kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak, bilim adamları bu tümörlerin gelişiminde bir rol oynayabilir kromozom anormallikleri belirledik.,


Tedavi

Tümör erişilebilir ise, oligodentroglioma için standart tedavi mümkün olduğunca tümör dokusunun kadar cerrahi olarak çıkarılması olduğunu. Biyopsi genellikle tanıyı doğrulamak ve tümörün derecesini belirlemek için erişilebilir olmayan tümörler üzerinde gerçekleştirilir. Tekrarlayan düşük dereceli oligodendrogliom cerrahi, (ilk olarak ise) radyasyon tedavisi ve kemoterapi ile tedavi edilebilir.

Evre II oligodendrogliomlar: Düzenli MRI taramaları ile yakın takip düşük dereceli oligodendrogliomlardan başarılı çıkarılmasını takiben tavsiye edilir. Tümör kalıntılarının bazı Eğer radyasyon tedavisi cerrahi sonrası tavsiye edilir (ayrıca "kalıntı" tümör olarak adlandırılır). (Tümör tekrar büyüyor gibi göründüğünde, yani hemen veya) radyasyon tedavisi için en iyi zamanlama, şu anda klinik çalışmalarda ediliyor.

Derece III oligodendrogliom: Anaplastik oligodendrogliom, tipik olarak radyasyon tedavisi ve kemoterapi kombinasyonu ile tedavi edilmektedir. Tekrarlayan anaplastik oligodendrogliom cerrahi ve / veya kemoterapi ile tedavi edilebilir.

Bizim beyin tümörleri için değişik tedavi seçenekleri hakkında daha fazla bilgi Tedavi sayfa .

Tedaviler yeni teşhis ve tekrarlayan, düşük dereceli veya yüksek dereceli oligodendrogliom halen klinik çalışmalarda çalışılmaktadır.


Prognoz

"Portalı" ömürlerini tahmin tıbbi terimdir. Bu tahminler tahminler unutmayın. Eğer tümör 1p ve 19q delesyonu ve ameliyat sırasında çıkarılan tümörün miktarını olup olmadığını prognoz, s hakkında sizinle doktor görüşmeleri / o hesaba yaş, tümörün yerini, tümör hücrelerinin notu, alacak ne zaman. Düşük dereceli oligodendrogliom yavaş büyüyen tümör olma eğilimindedir. Anaplastik oligodendrogliomları daha hızlı büyümek daha agresif tümörlerdir. astrositomlarda oligodendrogliomlar daha hızlı büyürler olarak Oligoastrositom büyüme genellikle tümör astrositom yüzde bağlıdır. Bilim adamları bu tümörlerin hepsi arasında doğal biyolojik farklılıkların etkisini ve çeşitli tedavi planları rolünü çalışmaya devam.

32
Beyin Cerrahisi / Serebral Emboli Tedavisi
« : 21 Tem 2018 20:48 »

Akut evrede genel bakım, daha sonrasında ise fizik tedaviden yararlanılır. Koruyucu olarak aspirin-persantin kombinasyonu uygulanabilir. Trombositlerin bir araya toplanıp çökmesine (agrega yönünü) izin vermeyerek yeni embolizasyonların engellenmesi ana tedavi prensibidir. Caizsen hastalığında ise tedavide yüksek basınçlı özel odalar kullanılmaktadır.

Geçici Serebral İskemi Nöbetleri: Beynin bir bölgesinin kanlanması bir süre için aksamakta, buna bağlı olarak da o bölgeyle ilgili serebral fonksiyon kusurları ortaya çıkmaktadır. Vücudun yan bölgesinde güçsüzlük, konuşma ve görme bozuklukları, baş dönmesi gibi şikayetleri ve belirtileri birkaç dakika ya da birkaç saat içinde gelip geçerler. Nöbetten sonra hastada nörolojik bir belirti tespit edilemez ya da çok hafif bulgular kalmıştır.

Bu nöbetlerin en önemli yönü ilerde yerleşecek bir nörolojik tablonun habercisi olmasıdır. Bununla beraber, geçici serebral iskemi nöbetlerinin bir kısmında, nöbetler kalıcı bir nörolojik tablo yaratmadan uzun süre tekrarlayabilirler. Tedavide trombositlerin bir araya toplanıp çökmesini engelleyici ilaçlar kullanılmaktadır.


Serebral Emboli Hastalığının Tanımı

Beyin damarlarının; en çok vücudun başka yerinden kopan kan pıhtısıyla, daha az oranda da bakteri, yağ, hava, tümör hücresi veya başka maddelerle tıkanması sonucu ortaya çıkar. Serebrovasküler hastalıkların %10-25'inioluşturur. Her yaşta görülebilmekle birlikte genç yaşlarda daha sık rastlanır. Kalp hastalıkları en başta gelen emboli kaynağıdır.

Ayrıca akciğer hastalıkları ve karın, pelvis boşluğu ile bacaklardaki ven trombozlarının seyrinde de beyin embolisi görülmektedir. Hava embolisi; akciğer travma ve cerrahisinde, boyun bölgesinde yapılan ameliyatlarda ve derin sulardan hızla su yüzüne çıkan dalgıçlarda görülebilir (Caizsen hastalığı). Yağ embolisi ise; genellikle uzun kemiklerin kırıklarında görülür.

33
Kalp Hastalıkları / Koroner stent
« : 21 Tem 2018 20:48 »

Doktorunuz size koroner arter hastası olduğunuzu söylediğinde bunun anlamı kalbinizi besleyen damarların bir ya da birkaçında tıkanma ya da daralma olduğudur. Koroner damar hastalığı göğsünüzde baskı, sıkıntı, ağrı yapabilir ve kalp krizi hatta ölüme neden olabilir. Bu sorunun tedavisinde doktorunuz size STENT yerleştirilmesini önerebilir.
1. STENT NEDİR ?
Stent daralmış ya da tıkanmış damara kateter adı verilen ince uzun bir tüp yardımı ile yerleştirilen yine tüp şeklinde üçük bir metal alettir. Stent damarınızı açık tutar ve tekrar tıkanma olasılığı azaltılır. Stent takılmasını takip eden dönemde hastanede 1-2 gün kalacaksınız ve kanın pıhtılaşmasını önleyen aspirin, tiklopidin gibi ilaçlar kullanacaksınız.


2. STENTİN GENEL VE KALP SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ NEDİR ?
Stent KORONER DAMAR HASTALIĞI tedavisinde yardımcı olan bir tedavi şeklidir, ancak tam tedavi sağlamamaktadır. Sağlıklı bir yaşamla uyuşmayan ve risk faktörü adı verilen alışkanlıklarınızı da aynı zamanda değiştirmeniz gerekmektedir. Bu değişiklikler sağlığınız üzerinde olumlu sonuçlar doğuracaktır.
3. RİSKLER:
Kardiyoloji Kliniği'nde koroner anjyoplasti işlemi, bu konuda yıllardır deneyimli hekimlerce yapılmaktadır. Ayrıca bu işlemin riski zaten çok düşüktür. Sağlayacağı yararlar göz önüne alındığında rsikleri ihmal edilebilir düzeydedir.
* İşlem yapılan damarda yırtılma,
* Kasığınızdaki damar giriş yerinde kanama,
* İşlem sırasında koroner damarınızı görüntülemek için için kullanılan ilaca bağlı yan etkiler: kaşıntı, titreme gibi önemsiz allerjik reaksiyonlar
* Nadiren kalp krizi, inme, çok nadiren baypas operasyonu gerekmesi
4. İŞLEM ÖNCESİ:
İşlem öncesinde aşağıdaki bilgilere sahip olmanız yararlı olacaktır:
* Kanama problemleriniz, iyoda allerjiniz varsa bunları doktorunuza mutlaka iletmelisiniz,
* Stent takılması öncesindeki günde gece yarısından sonra sıvı ya da katı gıda almayınız,
* İşlem öncesi rutin kan testleriniz, EKG, göğüs filminiz alınabilir,
* Aksi söylenmemişse sağ kasığınızı temizleyiniz,
* İşlemden önce gerekli ilaç ve sıvıları vermek için damar yolunuz açılacaktır,
* Sakinleşmeniz için size ilaç verilecektir,
* 1-2 saat süren işlem sırasında uyanık kalacaksınız.

5.İŞLEM SIRASINDA

Koroner anjiyoplasti size daha önce yapılan koroner anjiyografiye çok benzerdir. Daralmış damarınızın açılabilmesi için aynı yolla hasta bölgede bir balon şişirilerek darlık ortadan kaldırılacaktır.

6. İŞLEM SONRASI:

Stent takıldıktan sonra takip edilmek üzere özel bir odaya ya da kalp bakım ünitesine alınacaksınız. İşlem sonrası1-2 gün içinde evinize dönebileceksiniz. Doktorunuz size daha sonraki durumunuz hakkında önerilerde bulunacak, ilaçlarınızı nasıl kullanacağınızı anlatacak ve ne zaman takiplere geleceğinizi bildirecektir.


7. HASTANEDE KALIŞ
işlem sırasında takılan kılıf kasığınızda saatler bazen bir gece boyunca kalacaktır. Kılıf çekilmesi öncesi çekildikten sonra 6 saat boyunca işlem yapılan ayağınızı hareket ettirmeyiniz. Hareket kanamaya neden olabilir. Hemşire kan basıncı ve nabzınızı sık sık ölçecek ve aynı zamanda kanama olup olmadığına bakacaktır. Pıhtılaşma ile ilgili olarak yapılabilecek kan testleri doktorunuzun pıhtılaşmayı önleyen ilaçların dozunu ayarlamasına yardımcı olacaktır. Günlük aktiviteleriniz işlem sonrası bir gün için kısmen kısıtlanacaktır.

8. EVE DÖNÜŞ
Doktorunuz sağlığınız için gerekli önerileri size bildirecektir. Aşağıdaki durumlarda doktorunuzu arayınız.
* Damar giriş yerinde giderek artan şişme, ağrı, kızarıklık, kanama, sızıntı olması,
* Ateşinizin olması
* Göğüs ağrınızın olması
* İşlemin yapıldığı bacağınızda (veya kolunuzda) şiddetli ağrı, soğukluk, mor renk gelişimi olması,
* Ayağınıza bandaj uygulanmış ise işlemin ertesi günü ılık bir duş sırasında bandajı çıkarabilirsiniz.

9. İLAÇLAR
Doktorunuz size aspirin ve tiklopidin gibi pıhtılamayı önleyici diğer ilaçları pıhtı oluşmasını önlemek için bir süre verebilir. Pıhtılşmayı önleyici ilaç kullanırken ilaç dozunuzun doğru ayarlanması için doktorunuzun önereceği şekilde kanama ve pıhtılaşma testlerini yaptırınız. Bazı yiyecekler ve alkollü içkiler bu ilaçların etkilerini değiştirebilir. Yine bu tip ilaçları kullanırken yaralanma ve kanamaya neden olabilecek aktiviteleden kaçınınız. Başka doktora ya da diş hekimine başvurduğunuzda bu laçları kullandığınızı söylemeyi unutmayınız. Doktorunuza danışmadan, kullandığınız ilacı bırakmayınız.

10. İŞE DÖNÜŞ VE TAKİP
İşlem sonrasında 1-2 hafta içinde işinize dönebilirsiniz. İlk başta ağır çalışmayınız. Kalbinize ek yük getiren ağırlık kaldırma gibi aktivitelerden kaçınınız. Kan testleri dışında doktorunuz ilk 6 ay genelde egzersiz testi gibi testler isteyebilir. Bu testlerle damarınızın hala açık olup olmadığı hakkında fikir edinilir.

34

Transözefageal ekokardiyografi (TÖE), ekokardiyografik incelemenin göğüs duvarı yerine yemek borusundan yapılmasıdır. Yemek borusu kalbin taban (arka) ısmına çok yakındır. Ayrıca yemek borusunun duvar kalınlığı göğüs duvarına göre çok daha azdır. Bu nedenlerden dolayı, TÖE sırasında daha kaliteli görüntü elde edilir, daha arkadaki oluşumlar incelenebilir. TÖE, özellikle şu hastalarda yapılmalıdır: 1. Göğüs duvarının kalın olduğu, ancak ekokardiyografinin mutlaka yapılmasının gerektiği hastalar 2. Kalbin taban kısmında bir bozukluk düşünülen hastalar 3. Protez kapak replasmanı uygulanmış hastalar 4. İnfektif endokardit düşünülen hastalar
1.UYGULANMA ŞEKLİ:
TÖE, endoskopiye çok benzer. Hastadan yaklaşık 30-50 cm'lik bir boruyu yutması istenir. Hastalar için görünüşte hoş olmayan bu işlem, önceden yatıştırıcı verilmesi ve hastanın boğazının uyuşturulması nedeniyle oldukça kolaylaşmaktadır. Başlangıçta hastada bulantı ve öğürme hissi olabilir ancak bir süre sonra bu yakınmalar kaybolur. Hastanın tetkikin yapılması konusunda doktora yardımcı olması işlemin hem kısa sürmesini, hem de daha kaliteli olmasını sağlar. Yemek borusu üzerinden yapılan bu işlem yaklaşık 5 dk. sürer. Elde edilen görüntüler bir video kaydedici aracılığıyla video-kasete kaydedilir. Daha sonra bu kasetler yeniden seyredilerek ve gerekirse çeşitli ölçümler yapılarak rapor hazırlanır. Unutmayın ki, ne kadar nahoş olsa da bu işlemi yapma zorunluluğu olmasaydı doktorunuz sizden bu tetkiki istemezdi.
2.RİSKLER:
TÖE, riski çok düşük bir tetkiktir. Doktorunuz, işlem öncesinde size boğazınızla ilgili bir anormallik olup olmadığını soracaktır. Eğer, boğaz ağrısı varsa yutkunma güçlüğü varsa, sık sık bademciklerinizden rahatsızlanıyorsanız mutlaka belirtiniz. bunun dışında önemli olabileceğini hissettiğiniz tüm yakınmaları belirtmekten kaçınmayınız. Anestezik maddelere alerjiniz olması da doktorunuz için çok önemidir. Böyle bir durum varsa mutlaka bildiriniz. Doktorunuz bu soruları sorduktan sonra kısa bir ağız ve boğaz muayenesi yapacaktır. Kuşkulanılan en küçük bir durumda bile işlem ertelenecektir. Bu nedenle işlemin yapılmasına karar verildiyse riskler açısından güvende olduğunuzu unutmayınız. Bütün bunlara karşın aşağıdaki riskler çok az da olsa mevcuttur:
1. Bulantı, öğürme;
2. Geçici yutkunma zorluğu;
3. Yemek borusunda zedelenme ( TÖE kliniğimizde 10 yıldır yapılmaktadır ve yemek borusunda zedelenme hiç olmamıştır.);
4. Çeşitli ritim bozuklukları ( İşlem sırasında hem ekokardiyografik hem de elektrokardiyografik takip yapıldığından bu riskin gerçekleşmesi, gerçekleşse de kötü bir sonuca gitmesi olasılığı çok düşüktür. Kliniğimizde şu ana kadar ciddi aritmi olmamıştır.);
5. Kana enfeksiyon ajanlarının geçmesi (Potansiyel olarak mevcut olan bu risk, diş fırçalamaktan daha fazla riske sahip değildir. Bunun yanında, işlem steril malzeme ile yapılmaktadır.)
3.İŞLEMDEN SONRA:
İşlem sırasında boğazınız uyuşturulduğundan yutma refleksinizde geçici bir kayıp olabilir. Bu kayıp yaklaşık 2 saat sürer. Bu nedenle işlemden sonra 2 saat boyunca birşey yiyip içmeyiniz.
Raporunuz kısa sürede verilecektir. ancak çok karmaşık durumlarda kasetin tekrar tekrar izlenmesi gerekebilir. Böyle durumlarda raporunuzu alacağınız tarih ve saat size bildirilir. Aksi takdirde raporunuz size 30 dk. içinde teslim edilecektir. Raporunuzu tetkiki isteyen ya da takibinizi yapan doktora göstermeyi unutmayınız.

35

Koroner bypass cerrahisinin uzun dönem sonuçları mükemmeldir. Hastaların büyük bir çoğunluğu ağrı şikayetlerinin tamamıyla geçtiği, nefes darlığı şikayetlerinin kalmadığı, gerek iş yaşamlarında gerekse özel yaşamlarında performanslarının arttığı, mükemmel bir yaşam sürdüklerini ifade etmektedir. Hastaların küçük bir bölümünde 10 yıl veya daha uzun süre içerisinde ameliyat tekrarı gerekebilmektedir.

36

Başarılı bir koroner bypass sonrası hastaların göğüs ağrısı problemleri tamamıyla kaybolur. Bazı hastalarda cerrahi kesinin olduğu bölgede ağrıları devam eder ancak bu ağrılar ameliyat öncesi ağrılardan tamamıyla farklı olup ağrı kesicilere cevap verirler. İlk 48-72 saat sonrasında bu ağrılar kaybolur. Operasyon sonrasında hastalar ameliyat travmasına rağmen kendilerini yıkanmış gibi rahat hissederler çünkü göğüsleri üzerinde baskı, sıkıntı yaratan ağrıdan kurtulmuşlardır.

37


Kardioloğunuz ve cerrahınız sizin için ilaç, balon ya da stent tedavisinin başarısız veya yararsız olacağına karar verdikleri, mevcut durumdaki riskin ameliyat riskinden fazla olduğu anda operasyon seçeneğini size sunacaktır. Koroner bypass cerrahisinde beklenebilecek komplikasyonlar; kanama, infeksiyon, felç (ileri yaş ve daha önce geçirilmiş olan felç ile risk artabilir), böbrek yetersizliği (cerrahi öncesi mevcut böbrek yetersizliği ile provoke olabilir), ameliyat sırasında kalp krizi gibi komplikasyonları taşımaktadır. Bu komplikasyonların görülme olasılıklarının az ancak mevcut olduğu unutulmamalıdır.

38

Operasyonların büyük bir bölümünde göğüs kemiği orta hattan aşağıya doğru kesilir ki bu median sternotomi olarak adlandırılır. Bu kesi ile cerrah çalışabileceği en rahat görüş alanınını elde eder. Hasta ameliyatta kalp-akciğer makinesi olarak adlandırılan cihaza bağlanır. Daha sonra kardiopleji olarak isimlendirilen özel kimyasal bir solüsyon ile kalp durdurulur ve bu aşamadan itibaren göğüs, bacak ya da koldan alınmış olan damarların kalp üzerindeki koroner damarlar üzerine dikilmeleri(anostomozları) tamamlandıktan sonra kalp çalıştırılır. Damarların boşta kalan uçları kalp ten çıkan büyük damar olan aort üzerine dikilir (göğüs atardamarının ucu zaten aorta bağlı olduğu için buna gereksinim yoktur). Bu işlemler tamamlandıktan sonra kalp-akciğer makinesinden hasta ayırtılarak göğüs kemiği kapatılır ve ameliyat sonlandırılır.

Diğer operasyon teknikleri olarak seçilmiş vakalarda yapılan atan kalpte yapılan bypass (bu operasyon tipin de kalp-akciğer makinesine hasta bağlanmadan anostomozlar yapılır). Uzun dönem sonuçları henüz net olarak alınmayan bu tekniği biz ekip olarak sadece kalp-akciğer makinesine girmesinde sakınca olan hastalara uyguluyoruz (böbrek, karaciğer yetersizliği, kanser olan hasta grubu gibi).

Yine median sternotomi yerine daha küçük kesiler yaparak kalp-akciğer makinesi kullanarak ya da kullanılmadan yapılan ameliyatlar ki bu teknik minimal invaziv kalp cerrahisi olarak adlandırılır. Bu ameliyat tekniğini yine seçilmiş olgularda kullanıyoruz.

Yine son 1-2 yıldır kullanıma giren ancak daha henüz emekleme döneminde bulunan robotik cerrahide başka bir operasyon tekniğidir.

39

İlaç tedavisi, balon ve stent girişimleri koroner bypass cerrahisine ancak uygun, seçilmiş olgularda alternatif olabilir. Ancak unutmayınız ki sizin için ameliyat kararı verildiği anda, öncesinde bu alternatifler değerlendirilip, bunların sizin için uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Kafanızda oluşabilecek soruları kardioloğunuz ve cerrahınızla görüşüp, cevap alınız.

40

İlaçla tedaviye cevap vermeyen ciddi ağrıları olan hastalar. (Bu grupta ki hastalar 1, 2 veya 3 damar sistemini de ilgilendirebilir. )

Kararsız (unstable) ağrıları olan hasta grubu (ağrıları istirahatta gelip, 2-3 dakikadan fazla süren ve ilaçlara cevap vermeyen grup).

Sol ana koroner damar tıkanıklığı olan hasta grubu.

3 damar hastalığı olup aynı zamanda klinik olarak belirti veren hasta grubu.

Başarısız balon ve stent girişimleri.

Kalp krizi sonrası ağrıları devam eden hastalar (post-infarkt angina).

Kardiyojenik şok.

Yukarı da sayılan endikasyonlar dışında unutulmaması gereken durum, koroner arter hastalığının komplike bir olay olduğu her hasta için ameliyat endikasyonlarının farklılıklar gösterebileceği akılda bulundurulmamalıdır. Böylesi bir durumda doktorunuzdan mutlaka bilgi almalısınız.

41


Koroner damarlarda meydana gelen bir tıkanıklık önceleri kısa süreli göğüs ağrıları (angina pektoris) olarak görülebildiği gibi (birkaç dakika sürebilen dinlenmekle veya alınan ilaçla

geçebilen ağrılardır) ani olarak gelişebilen kalp krizi ile de karşımıza çıkabilir. Bazı hastalarda, özellikle de şeker hastalığı olanlarda ağrı olmadan da kalp krizi meydana gelebilmekte olup bu ‘’sessiz kalp krizi ‘’ olarak adlandırılmaktadır. Unutulmamalıdır ki elektrokardiogramı normal olup daha önce hiçbir şikayeti olmayan kişilerde de ani olarak kalp krizi gelişebilmektedir. Kendiniz veya doktorunuz sizdeki mevcut klinik bulgulardan ve mevcut risk faktörleriniz dolayısı ile bir koroner arter hastalığından kuşkulanabilir veya doktorunuz tarafından koroner arter hastalığı ön tanısı konulabilir. Koroner arter hastalığındaki risk faktörleri; erkek cinsiyet (kadınlarda menopoz sonrası bu risk faktörü erkekler ile eşitlenir. ), yüksek kolesterol, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, sigara olarak sayılabilir. Koroner arter hastalığının teşhisi girişimsel olmayan teknikler (efor testi ve talyum testi) ve girişimsel olan teknik (koroner arter anjiografisi) ile konur. Efor testi ve talyum testi poliklinikten ayakta yapılırken, anjiografi için hastanın yatması gerekmektedir. Efor testi veya talyum testi ile ancak ön tanı konulabilmektedir. Kesin tanı için mutlaka koroner anjiografiye gerek vardır. Koroner anjiografi bacak veya koldan atar damardan sokularak koroner damar ağızlarına kadar gönderilen küçük bir kateter aracılığı ile boyalı bir madde verilerek damarlardaki tıkanıklığın gösterilmesi temeline dayanır. Koroner arter hastalığı teşhisinin anjiografi ile kesin olarak konmasından sonra çeşitli tedavi şekilleri olup bu hastadaki mevcut durum ile değişkenlikler gösterebilmektedir. Tedavi şekilleri; ilaç (medikal), balon veya kafes (stent) ve cerrahi olabilmektedir.

42

Koroner bypass cerrahisi veya kısaca CABG ( İngilizce Coronary Artery Bypass Grafting baş harflerinden oluşan kısa yazılış) olarak adlandırılan ameliyat tüm dünya da ve ülkemizde en sık yapılan kalp ameliyatı tipini oluşturmaktadır. Kalp kasını besleyen koroner damarlarında meydana gelen darlık veya tıkanıklığı, göğüsten (meme atar damarı), koldan (kol atar damarı), bacaktan (bacak toplar damarı) damarlar alarak, tıkanıklığın alt seviyesine dikilerek yapılan köprüleme ameliyatlarıdır. Koroner arterler kalbe oksijen ve besin maddelerini sağlayan atar damarlardır. Kalp tüm vücuda kan pompalayan organ olup, onu oluşturan kalp kaslarının devamlı çalışması, hiç durmaması nedeniyle vücudumuzdaki diğer kaslardan farklılık gösterir. Kalp kasına bu gücü veren koroner damarlardır. Koroner damarlarda meydana gelecek bir darlık ya da tıkanıklık kalp kasına yeterli oksijeni getiremeyeceği için kalp kasının ölümüne neden olur ki bu da kalp krizi veya miyokard infarktüsü olarak adlandırılır.

43
Plastik Cerrahi / Endoskopik yüz germe
« : 21 Tem 2018 20:45 »

Yerçekiminin etkisi, güneş ışınları, ve günlük yaşamın stresi insanların yüzlerinde yaşlanma belirtilerinin oluşmasına neden olurlar. Yüzde göz kapakları ve etrafında, ağız çevresi ve yanaklarda, çene altında ve boyunda oluşan derin çizgiler, kırışıklıklar, katlanma ve yağ toplanmaları şeklinde yüzde belirginleşir. Yaşlanmanın etkisi ile yada genetik olarak yüz dokuları azalmakta ve zayıflamakta ve yüz kemikleri üzerinden yerçekimi yönünde sarkar.

Endoskopik yüz gençleştirme ameliyatı, yüzü gererken mümkün olduğu kadar yüzde görünür bir kesi izi bırakmadan Yapılır. Yüzü gençleştirmek için geliştirilen saç içine gizlenmiş oldukça küçük kesilerden girilerek yani kapalı olarak endoskopik kamera yardımı ile ekrandan bakılarak yapılan oldukça yeni sayılabilecek yöntemlerden birisidir. Yaklaşık olarak 10 yıldan beri uygulanmaktadır.Yüzde alında ve kaşlarda oluşan, sarkmaları düzeltmek için kullanılan en iyi tekniklerden birisidir.

Bu teknikle yüzü gençleşmekle kalmayıp aynı zamanda günümüz güzellik anlayışına uygun olarak güzelleştirmek için de kullanılır. Yani, doğuştan olmayan yüzde eksik olan bazı oluşumları kendi dokularından tamamlayarak yüzün bütünlüğü ve güzelliği sağlanır. Aynı zamanda yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan sarkmalar ve gevşemeler düzeltilip daha genç ve dinamik bir görüntü sağlanmaya çalışılır. Yani bu teknik hem gençleşme hem de güzelleşmek için kullanılır.

Digital kamera sistemlerinin gelişmesiyle beraber kullanılan son sistem endoskopik kameralar sayesinde operasyon esnasında görüntü mükemmele yakın olup, küçük kesilerden girerek büyük alanlara erişmemizi kolaylaştırır, bu da ameliyat tekniklerini rahatça kullanmamızı sağlar.

Endoskopik ameliyat tekniği tıp da pek çok alanda uygulanıyor. Halk arasında kapalı ameliyat yada kansız ameliyat olarak da adlandırılan bu teknik genel cerrahide, ürolojide, jinekolojide ortopedide yaygın olarak uygulanıyor. Şimdi de plastik ve estetik cerrahide de büyük kesiler yapmadan yani iz bırakmadan operasyon yapabilmek için kullanılıyor.
Endoskopik ameliyat tekniği yüz gençleştirme, kaşları kaldırmak, alın gençleştirme, boyun gençleştirme yüz protezlerinin yerleştirilmesi uygulamalarında kullanılır. Uygulanacak ameliyat tekniği, ameliyat öncesi yapılan planlama ile hastanın ihtiyaçları belirlendikten sonra seçilir ve gerektiği kadar kombine edilir.

Eski tip yüz germe ameliyatlarında yüz dokuları sadece yukarı ve geri doğru gerilmektedir. Yüz üç boyutlu bir yapıdır. Bu yüzden yüz germe işlemi üç boyutlu olarak yapılmalıdır. İki boyutlu klasik yüz germede dokular sadece geriye ve yukarı doğru çekilirse yüzde bir rüzgar tüneline girmiş gibi suni bir ifade oluşur.

Bu teknikte yüz sadece yukarı ve geri doğru gerilmekle kalmayıp aynı zamanda sarkan yanak dokuları yanak içinden yukarı çekilerek tıpkı bir yastık kılıfını doldurur gibi yanaklar ve yüzün dolgunlaşması sağlanır ve yüz üçüncü boyut olan öne doğru da gerginleşmesi sağlanmış olur. Yanaklara dışardan doku enjeksiyonu yada silikon gibi madde enjeksiyonu yada elm**** kemiği protezi uygulanmaz. Yani dışardan bir madde konulmadan yanaklar dolgunlaştırılır.

Sonuç olarak yüz yakarı geri ve öne doğru gerginleştirilerek yüz üç boyutlu olarak gençleştirilmiş olur.

Cerrahi Teknik. Üç boyutlu yüz gençleştirme ameliyatı denilen bu teknik Dr. Oscar Ramirez tarafından geliştirilmiştir. Ameliyat saçlı deride açılan 1-1,5 cm lik kesilerden kamera ve aletler sokularak cilt altında yapılır. Normal yüz germe ameliyatında gözle görmek için açtığımız yerleri kamera yardımı ile kesmeden görerek operasyonu gerçekleştiririz.

Hastanın ihtiyacına göre kaşlar kaldırılır alın gerginleştirilir, yanaklar özel dikişlerle kulak üzeri hizasına asılır. Ayrıca hastanın yanak içindeki kendi dokuları elm**** kemikleri üzerine getirilerek yüzün dolgunluğu da sağlanmış olur. Böylece yüz derisi yukarı ve geri doğru gerginleştirilirken aynı zamanda yanaklar dolgunlaştırılarak yüz derisinin öne doğruda gerilmesi sağlanır. Yani üç boyutlu bir yüz gerginleşmesi sağlanmış olur.

Eğer hastanın göz kapak sarkması ve deformasyonu varsa göz kapakları estetiği de eklenir.Göz aksı aşağı doğru olan hastalarda bu aks da yukarı doğru düzeltilerek gözlere daha çakici bir ifade verilebilir.

Daha sonra, hastanın boyun gençleştirme işlemi yapılır bunun içinde çene altından ve kulak arkasından yapılan 1,5 cm lik kesilerden ilk önce burada bulunan fazla yağlar alındıktan sonra boyun kasları gerginleştirilir ve cilt yeniden buraya adapte edilerek boyun gençleştirmesi de sağlanmış olur. Çene ucu geride olan hastalara gerekirse çene projeksiyonunu artırmak için çene ucu protezi konulabilir.

Toplam 2-3 saatlik bir operasyondur. Hastanede 1 gece kalınır. Dikişler kendiliğinden eridiğinden dikiş alma işlemi yoktur. Şişliklerin büyük kısmı 7-10 gün içinde kalanı ise 4-6 hafta içinde iner. Tam iyileşme 6-12 ay kadar sürebilir.

Sonuç olarak hastada sarkan dokular yeniden eski yerlerine getirildiği için doğal görünümlü bir gençleşme sağlanır ve dışarıdan görünen bir iz kalmadan ameliyat gerçekleştirilmiş olur.

44

Vücuttaki istenmeyen kılların lazer epilasyon (laser epilation,laser hair removal) yöntemi ile yok edilmesi dünyada yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu süre içinde ND Yag, Alexandraite ve Diode lazerler olmak üzere 3 farklı jenerasyon cihaz geliştirilmiştir. Cosmed Estetik Plastik Cerrahi ve Lazer Epilasyon Merkezi’nde kullanılan LightSheer en son jenerasyon Diode lazer sınıfının en gelişmiş modelidir.Cihazın gelişmiş teknolojisi sayesinde eski sistemlere oranla çok daha etkili, güvenli ve kalıcı sonuçlar sağlanmakta, seanslar mümkün olabilecek en kısa sürede tamamlanmakta ve uygulama sırasında duyulan rahatsızlıklar en aza indirgenmektedir.
Bayanların yanı sıra erkeklerin de ilgi gösterdiği lazer epilasyon yöntemi, Avrupa ve Amerika’da da milyonlarca kişide başarı ile uygulanmaktadır.
Lazer ışını nedir; ciltte nasıl bir etki yaratır?

“Light Amlification by Stimulated Emmition of Radiation” kısaca lazer (laser) ışını, bildiğimiz ışıktan farklı olarak ışığın tek dalga boyunda düz bir demet halinde yayılmasıdır. Lazer ışını doku üzerine düştüğünde dokunun özelliklerine bağlı olarak üç farklı olay gerçekleşmektedir.
1. Yansıma: Yansıyan ışık çarptığı yere enerji bırakmaz.
2. Geçirgenlik: Işık, dokudan geçtiğinden dokuya enerji bırakmaz.
3. Absorbsiyon: Absorbe olan ışık tüm enerjisini çarptığı yere bırakarak ısınmaya neden olur.
İnsan cildi gibi yarı geçirgen dokularda her üç olay birden değişik kombinasyonlar içerisinde görülür.

Lazer ışınının epilasyon etkisi nasıl oluşur?

İstenmeyen tüylerin lazer ile yok edilmesi yönteminde temel prensip: Kıl ve kıl kökünde bulunan, kıla rengini veren melanin pigmenti ile ışığın etkileşimidir. Melanin, üzerine düşen lazer ışınını absorbe eder. Absorbe olan ışın, ısı enerjisine dönüşerek kıl kökünü tahrip eder.

Kalıcı epilasyon yöntemi için lazer ışınının cildin derinliklerine nüfuz ederek kıl köküne ulaşması ve ısı enerjisine dönüşerek köke hasar vermesi gerekir. Kıl kökleri, vücudun çeşitli yerlerinde değişmekle birlikte yüzeyin 2-5 mm altındadır. Epilasyon amaçlı geliştirilen cihazlarda, ışının -dalga boyu- cilt altında ulaştığı mesafenin bu sınırlar içinde olması gerekmektedir.

Lazer epilasyonda seçici fototermoliz denen yöntem kullanılarak melanin taşıyan kılı yok etmeye yetecek, ancak çevredeki dokuya zarar vermeyecek ölçüde lazer ışını gönderilmektedir. Bu nedenle güvenli ve etkili bir epilasyon için, cilt rengi; kıl rengi, kalınlığı ve yoğunluğu dikkate alınarak cilde gönderilecek enerji değerini ve gönderilme süresini belirlemek büyük önem taşır. LightSheer gibi gelişmiş lazer epilasyon teknolojilerinde kişinin cilt ve kıl özelliklerine göre özel ayarlamalar yapılmasını mümkün kılan gelişmiş bilgisayar sistemleri bulunmaktadır. Kişiye ve bölgeye özel en efektif dozların uzman doktorlar tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Zira işlemin olması gerekenden düşük dozlarla uygulanması seansların uzamasına, tam tersine yüksek olması ciltte yanık ve lekelenmelere yol açmaktadır.

Lazer epilasyonda ten rengi önemli midir?

Lazer epilasyon yöntemi, beyaz tenli ve koyu renk tüylü kişilerde etkinliği daha yüksek olan bir yöntemdir. Bu özellikteki kişilerde dokuya hasar vermeden yüksek dozlar kullanmak mümkün olacağından ve kıl kökleri de koyu renkli olduklarında ışını daha fazla absorbe edeceğinden tedavi, seans sayısı bakımında daha kısa sürede tamamlanmaktadır. LightSheer diod lazer gibi yeni jenerasyon lazer cihazlarında, kişiye ve uygulama yapılacak bölgeye özel ayarlamalar yapabilme imkanı olduğundan, cilt rengi esmer olan kişilerde, bronz tenlilerde hatta zencilerde bile, dozlar cilde zarar vermeyecek seviyelere indirilerek işlem güven ve başarı ile uygulanmaktadır. Bu konuda FDA tarafından 6 yıl önce onaylanan en gelişmiş cihaz LightSheer diode lazerdir. Özellikle esmer / bronz tenlilerin, güvenli bir epilasyon tedavisi için LightSheer’ı tercih etmeleri önerilir.

Lazer epilasyonda neden birden fazla seans gerekmektedir?
Vücut kılları anajen, katajen ve telojen olarak adlandırılan üç gelişim evresinde bulunur. Her kıl bu evrelerden birbirinden bağımsız farklı zamanlarda geçmektedir. Lazer epilasyon sadece anajen (aktif) dönemdeki kılları etkiler. Bu nedenle tek seansta uygulanan bölgedeki tüm kılları yok etmek mümkün olmamaktadır. Tedavi süreci için (1-1,5 yıla yayılmış olarak) vücut bölgelerinde ortalama 5-6 seans; yüzde 7-8 seans denebilir.

Lazer epilasyonda seans aralıkları nasıl olmalıdır?

Seans sıklığı yüz bölgesinde 1-1,5 ay, vücut bölgelerinde 2-2,5 ay’dır. Tedavi ilerledikçe seans aralıkları uzamaktadır. Örneğin üçüncü – dördüncü seanstan sonraki uygulamalara daha seyrek aralıklarla gereksinim duyulmaktadır. Uygulamadan sonra, bir sonraki seansa kadar tüyler çıkmayacağından seans aralarında herhangi bir işlem gerekmemektedir.

Lazer epilasyonda seanslar ne kadar sürer?

Lazer epilasyon yönteminde çok kısa sürelerde, büyük alanlarda çalışma yapılabilir. Her seans uygulama yapılacak bölgenin genişliğine göre farklı sürede tamamlanır. Örneğin, komple bacaklar, sırt gibi büyük alanlar ortalama 2-2,5 saat, koltuk altı, bikini bölgesi, yüz gibi daha küçük bölgeler 10-15 dakika, bıyık, çene gibi küçük bölgeler 2-3 dakika gibi sürelerde taranmaktadır.

Lazer epilasyon ağrılı bir yöntem midir?

LightSheer diod lazer gibi yeni jenerasyon lazer cihazlarında aktif soğutuculu ucu sayesinde uygulama sırasındaki acı ve rahatsızlığı minimuma indirgenmiştir. Işın verildiğinde bazı hastalar, hafif bir batma ya da yanma hissi duyduklarını söylerler. Lokal anesteziye ihtiyaç yoktur.

Lazer epilasyonun yan etkisi var mıdır?

İşlem, hastanın cilt ve kıl tipine uygun enerji değerleri ile yapıldığında lazer epilasyonun hiçbir yan etkisi yoktur. Uygulama sonrasında kısa süreli olarak, hafif bir kızarıklık, kabarıklık ve yanma görülebilir ki bu da tedaviden sonraki birkaç saat içinde kendiliğinden geçmektedir. Çok hassas ciltlerde kızarıklıklar 2-3 gün devam edebilir.

Lazer epilasyonu kimler uygular?

Lazerepilasyon uygulamasının güvenli ve etkin bir şekilde yapılması için kişinin kıl ve cilt tipine göre değişen değerlerle yapılması büyük önem taşımaktadır. Güvenli, kalıcı, ve kısa sürede tamamlanan bir tedavi için cilde gönderilecek ışınının dokuya zarar vermeden kıl kökünde maksimum tahribat yapması gerekmektedir. Buna göre ışının jul cinsinden enerji değerleri ve milisaniye cinsinden gönderilme süresi ve sıklığı kişinin cilt rengi, kıl rengi, kalınlığı ve yoğunluğuna göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle lazer uygulamaları uzman hekimler tarafından yapılmalıdır.

Erkeklerde Lazer Epilasyon uygulamaları Erkeklerde Lazer Epilasyon Erkeklerde er Son yıllarda ortaya çıkan "metroseksüel erkek" kavramıyla birlikte yüzündeki kırışık, açık gözenek ve aknelerden şikayetçi olan; saç dökülmesi ve fazla kilolar gibi problemlerin çözümü için estetik ve güzellik merkezlerine başvuran erkeklerin sayısında büyük artış var. Erkek estetiğinde en fazla ilgi gören konuların başında ise istenmeyen tüylerden kurtulma yöntemleri geliyor. Özellikle elm**** kemiği, kaş arası, ense, boyun, ellerdeki tüyler ve batıklar, omuz, sırt ve göğüs bölgelerindeki kıllardan şikayetçi olan erkekler, lazer epilasyon yöntemiyle istenmeyen tüyler ve batıklardan kalıcı olarak kurtuluyor.

Lazer epilasyon yöntemi ile ortalama 5-8 seans gibi bir süreçte kıl kökleri tahrip edilerek tüylerden arınmış yada ayva tüylerine dönüşmüş bir görünüm elde edilebileceği gibi, uygulama 3-4 seans yapıldıktan sonra tedavi sonlandırılarak kılların seyreltilmesi ve daha zayıf hale getirilerek bırakılması mümkün.

45
Plastik Cerrahi / Varis ve Kılcal Damar Tedavisi
« : 21 Tem 2018 20:44 »

Varis toplumun büyük kesiminde görülen, kişilerde estetik kaygılar uyandırdığı gibi aynı zamanda günlük hayatını kötü yönde etkileyebilecek ağrı, şişlik, yorgunluk, şekil bozukluğu gibi şikayetlere de sebep olmaktadır.
Günümüzde modern varis tedavisi konsepti, koruyucu tedaviden, ciddi operasyonlara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.
Klinikte en sık rastladığımız ve özellikle bayanları kötü görüntü sebebiyle rahatsız eden yüzeyel varisler, tedavisi çok zor olan bir varis çeşidiyken artık günümüzde gelişmiş laser teknolosisi ile kolayca tedavi edilmektedir.
IPL Quantum Laser (Nd: Yag Laser) sayesinde varisler artık, ameliyat ortamına gerek duymadan, anestezisiz, ağrısız, kansız bir şekilde ortadan kaldırılmakta ve hastalar laser tedavi sonrası hemen günlük yaşantılarına dönebilmektedirler.
Herhangi bir komplikasyon olmadan 1-4 seansta hastalar istedikleri ve özledikleri sağlıklı görüntüye sahip olabilmektedirler. Ancak varis tedavisi bu konuda uzmanlaşmış tıp doktorları tarafından yapılması gereken özel bir ihtisas dalıdır. Bu yüzden merkezimizde Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı tarafından hastaların toplar damar haritası çıkarılmakta ve laser tedavisi bu işlem sonrasında güvenilir bir şekilde uygulanmaktadır.

Varis nedir?

Toplar damarların kalınlaşıp, kıvrımlı hal alarak cilt altında belirgin hal almasıdır.


Varis neden olur?

Toplar damarların, kanın bacaktan kalbe doğru yer çekimine karşı gitmesini sağlayan kapakçık sisteminin bozulması ya da sadece bazı eser elmentlerin (selenyum, bizmut gibi) eksikliğine bağlı damar duvarının zayıflaması sonucunda ortaya çıkar.

Kaç tip varis vardır?

Sadece cilt yüzeyinde görülen ince 1-2 mm. çaplı mavi- mor renkli kılcal varisler ile daha kalın ve cilt altında belirginleşmiş, kıvrımlı varisler olmak üzere iki tip varis vardır.

Semptomları nelerdir?

Fazla kilolularda, ayakta durarak ya da sürekli oturarak çalışılan iş grubu mensuplarında (öğretmen, bankacı, kuaför, fabrika işçisi, hemşire gibi), doğum kontrol hapı kullananlarda, ailesinde benzer şikayeti olanlarda, menopoz sonrası hormon ilacı kullananlarda, karın içi basıncını artıracak peklik, karın içi tümör gibi durumlarda, hamilelik dönemindeki bayanlarda daha sıklıkla görülmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Koruyucu tedavi
Scleroterapi
Laser tedavisi
Cerrahi tedavi.


Laser nedir?
Laser, bir enerji kaynağı kullanılarak ışığın dalga boylarının ayrıştırılması ile oluşan bir çeşit ışık enersidir .
Laser için özel laser gerekli midir?
Varis tedavisi için özel geliştirilmiş 1064 nm. dalga boyunu üreten lasere ihtiyaç vardır.

Kaç seans gereklidir?

Varislerin büyüklüğüne ve şiddetine göre 2 ile 5 seans arası gerekmektedir.
Seansları süresi ne kadardır?
Seanslar yaklaşık 15-20 dk. sürmektedir.

Yan etkileri varmıdır?

Birkaç gün sürebilen ciltte hafif kızarıklık, şişlik dışında yan etkisi saptanmamıştır.
Laserle varis tedavisi kalıcı mıdır?
Laser ile yok edilen venler tekrar çıkmaz.
Tedavi sonrası günlük hayatım kısıtlanır mı?
Laser tedavisinden sonra normal günlük işlerinizi devam ettirebilir, güneşe çıkabilir, vücut kremlerini kullanabilirsiniz.

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 11